Zalim kaptanın, güzel kızı. bana El-Latîf’in en gizli, en tatlı lütfuyla gel… Deniz köpüğü kadar çok günah taşıyan o kırılgan, o eşsiz güzel ruh, kalbimin en derin limanına salimen gel… Tövbeni binlerce kez bozmuş olsan da El-Afüvv’ün sonsuz affıyla yüreğini benimkine yasla, gözyaşlarını sileyim, Bebek Aşiyan’ın yıldızlı gecesinde Kız Kulesi’nin sessiz tanıklığında gel… İstiklal madalyalı İnebolu’dan, Savarona’nın beyaz kanatlarında seni arayarak geldim. Karadeniz’in hırçın dalgaları arasında adını fısıldayarak, senin hasretinle yanıp tutuşarak geldim. Şimdi Boğaz’ın tam kalbinde, Kız Kulesi’nin aydınlığında bekliyorum seni. Sen Galata’nın eski kulesinden ben bu yalnız kuleden gözlerimizle, ruhlarımızla derin bir aşkla selamlaşalım. Martılara simit atarken Haydarpaşa’nın rüzgârında saçlarınla oynaşsın İstanbul’un meltemi. Üsküdar’dan yükselen ezan sesi ikimizin kalbine birden insin, birlikte amin diyelim. Geçilmez Çanakkale’den, “Dur yolcu!” nid...
Böylece bir kere daha boynunlayız sayılı yerlerinden En uzun boynun bu senin dayanmaya ya da umudu kesmemeye Lâleli'den dünyaya doğru giden bir tramvaydayız Birden nasıl oluyor sen yüreğimi elliyorsun Ama nasıl oluyor sen yüreğimi eller ellemez Sevişmek bir kere daha yürürlüğe giriyor Bütün kara parçalarında Afrika dahil Aydınca düşünmeyi iyi biliyorsun eksik olma Yatakta yatmayı bildiğin kadar Sayın Tanrıya kalırsa seninle yatmak günah, daha neler Boşun..... Cemal Süreya